Karamollaoğlu: “Tıpkı Erbakan gibi bedel öderiz ama bu millete asla en ufak bir bedel ödetmeyiz”

by karakoyclub

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı Anma ve Anlama Programı’nda konuştu. Karamollaoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Kıymetli misafirler… Değerli Genel Başkanlar.. Siyasi partilerimizin ve sivil toplum kuruluşlarımızın saygıdeğer temsilcileri..

Hanımefendiler, Beyefendiler… Geleceğimizin teminatı sevgili gençler…

Basınımızın değerli temsilcileri, ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimiz..

Hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, teşriflerinizden dolayı teşekkür ediyorum.

Anlamlı bir günde birlikteyiz. Bugün aynı zamanda Miraç Kandili.

Bu mübarek günlerin ve bu manevi iklimin ülkemiz ve bütün insanlık için hayırlar getirmesini diliyor, aziz milletimizin kandilini tebrik ediyorum.

Bugün bundan 11 yıl önce, 27 Şubat 2011 tarihinde, milyonlarca insanın duaları eşliğinde, ebedi hayata uğurladığımız Erbakan Hocamızı anmak için bir aradayız.

Bu buluşmamızın Erbakan’ı anmanın yanında, anlamamıza da vesile olmasını diliyorum.

İYİ Kİ VARSINIZ

Konuşmama başlamadan önce bir duygumu ifade etmeden geçemeyeceğim.

Hakikaten şu muhteşem salona, şu muhteşem tabloya bakınca etkilenmemek mümkün değil.

Allah sizden razı olsun, iyi ki varsınız, iyi ki buradasınız.

-Sizler kardeşlik yurdu bir Türkiye’nin teminatısınız.

-Sizler yolundan dönmeyen, hedeflerinden taviz vermeyenlersiniz.

-Sizler rüzgara, konjonktüre, makama, mevkiye, güce boyun eğmeyenlersiniz

-Sizler hiçbir zaman diklenmeyen ama her daim dik duranlarsınız.

-Sizler ilk virajda veda edenler değil, sonuna kadar ahde vefa gösterenlersiniz.

Hepiniz biliyorsunuz.. 1969 yılında Prof.Dr. Necmettin Erbakan ilk adımı atarken, ilk tohumu ekerken birileri şöyle demişlerdi;

“Bir çiçekle bahar olmaz!”

Peki Merhum Hocamız ne demişti; “Evet ama, her bahar bir çiçekle başlar..”

İşte sizler gelecek baharları müjdeleyen çiçeklersiniz.  Allah sizden razı olsun.

Erbakan’ı Anlamak

Hepinizin malumu olduğu üzere, Erbakan Haftası etkinlikleri çerçevesinde, her yıl farklı bir yönüyle Erbakan Hocamızı anlamaya, değerlendirmeye çalışıyoruz.

Geçtiğimiz yıllarda; Erbakan Hocamızın “İlim Adamı” yönünü, bazen “Siyaset ve Devlet Adamı” yönünü anlamaya çalıştık.

Bir yıl; “Dürüstlük ve Nezaketini” anlamaya, bir başka yıl “Ahlak ve Adalet” anlayışını yorumlayarak, dersler çıkarmaya çalıştık.

Bu yıl; Erbakan Haftası etkinliklerinin ana teması, “Adil Devlet ve İnsanca Yaşam” olarak belirlendi.

Sözlerimin hemen başında, bu temayı çok önemli bulduğumu ifade etmek isterim.

Çünkü adalet; mülkün, yani devletin temelidir. Adaletin olmadığı yerde ne devletten, ne düzenden, ne de insanca yaşamdan bahsetmek mümkün değildir.

Adalet, bir gömleğin adeta ilk düğmesidir. O yanlış iliklendiği takdirde, diğer tüm işler yanlış gidecektir. Ne yazık ki, tıpkı bugün olduğu gibi…

Dünyanın Adalet ve İnsanca Yaşam Karnesi

Bugün maalesef Türkiye’nin de, dünyanın da en büyük problemi, adaletsizliktir.

Adalet konusunda yaşanan çifte standarttır.

Merhametin yerini nefretin, şefkatin yerini öfkenin, diyalogun yerini çatışmanın, adil paylaşımın yerini sömürünün almış olmasıdır.

Soruyorum;

-Bugün yeryüzünde yaşayan 8 milyar insandan 1 milyarı her gece yatağa aç giriyor..

Böyle bir dünyada adaletten ve insanca yaşamdan bahsetmek mümkün mü?

-80 ailenin servetinin 8 milyar insanın gelirinden fazla olduğu bir dünyada, adil paylaşımdan bahsetmek ne kadar mümkün?

-Her 10 saniyede bir çocuk açlıktan hayatını kaybediyor.. (Günde 10.000)

-1.5 milyar insan günlük 1 doların altında gelirle hayata tutunmaya çalışıyor, böyle bir düzende insanca yaşamdan bahsetmek mümkün mü?

“Evet, Mümkündür” Diyemiyoruz

-İşte şimdi Ukrayna’da yeni bir savaş patlak verdi. Unutmayalım savaşın ilk kaybedeni çocuklardır.

-Yeryüzündeki savaş ve çatışmalardan dolayı 82 milyon insan mülteci durumunda..

-Son 10 yılda 2 milyondan fazla çocuk bu çatışmalarda hayatını kaybetti, 6 milyon çocuk sakat kaldı.

-Irak’tan, Yemen’den, Filistin’den, Arakan’dan sonra korkarım şimdi bunlara Ukraynalı çocuklar da eklenecek.

-Ne acıdır ki, emperyalist hırslar nedeniyle, parklarda oynaması gereken çocuklar, Ege’de, Akdeniz’de şişme botların üzerinde can veriyor..

-Yeryüzünün hemen her bölgesinde şiddet, çatışma ve savaş var..

-Masum ve mazlum insanların kanı ve gözyaşı oluk oluk akıtılıyor,

-İnsanlar hayatta kalabilmek adına; evlerinden, kendi vatan topraklarından binlerce kilometre uzaklara gitmek zorunda kalıyor… Gittikleri yerlerde de horlanıyor, dışlanıyor, şiddet görüyorlar…

Şimdi bir kez daha soruyorum; böyle bir dünyada barıştan, adaletten, güvenden huzurdan bahsetmek mümkün mü?

Maalesef, üzülerek söylüyorum; hiçbirimiz “evet, mümkündür” diyemiyoruz ve diyemeyiz!

Peki, Türkiye’de Durum Farklı Mı?

Şimdi aynı soruları bir de Türkiye için soralım…

-Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı bir ülkede insanca yaşamdan bahsedilebilir mi?

-16 milyon insanın açlık, 50 milyon insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığı bir ülkede insanca yaşamdan bahsedilebilir mi!

-5 milyondan fazla ailenin elektrik faturalarını ödeyemediği, 6 milyondan fazla hanenin sosyal yardım almadan geçinemediği bir ülkede, insanca yaşamdan bahsedilebilir mi?

-Her 3 gencimizden birinin işsiz olduğu bir ülkede,

-Yüzbinlerce ataması yapılmayan öğretmenin olduğu bir ülkede,

-İşçi ve memur maaşlarının yoksulluk sınırının altında kaldığı bir ülkede,

-EYT ve KHK mağduriyetlerinin yıllardır giderilemediği bir ülkede,

-Çocuklarına bez ve mama dahi alamayan milyonlarca ailenin olduğu bir ülkede;

-Adaletten, adil bir devletten, adil paylaşımdan ve insanca yaşamdan bahsetmek mümkün müdür? Maalesef, hayır!

ÇABAMIZ ADİL DEVLET VE İNSANCA YAŞAM İÇİNDİR

İşte Prof.Dr. Necmettin Erbakan’ın mücadelesinin en önemli hedeflerinden birisi ‘Adil Devlet ve İnsanca Yaşam” içindi.

“Yaşanabilir bir Türkiye”, “Yeni ve Adil bir Dünya” derken tam da bunu kastediyordu.

Bütün insanlığın saadetini temin etmekle mükellef olduğumuzun şuurunu yaşadı ve yaşattı.

Biz de bugün O’nun çizgisini takip ediyor; O’nun mücadelesini referans alıyoruz.

Tıpkı Erbakan gibi, bu güzel ülkenin imkan ve kaynaklarının bir avuç yandaşa aktarılmasına rıza göstermiyoruz.

Tıpkı Erbakan gibi, Türkiye’nin varlıklarının haraç-mezat elden çıkarılmasına karşı çıkıyoruz. 

Tıpkı Erbakan gibi, milleti borca ve bankaya mahkum eden faizci politikalara evet demiyoruz

Erbakan’ın, yalınayaklarıyla bir dilim ekmek için ekmek arabasının arkasından koşmak zorunda kalan küçük çocuğun hakkını aradığı gibi; biz de karnını doyurabilmek için akşam pazar yerlerinde artık toplayan insanların hakkını arıyor, bunun mücadelesini veriyoruz!

ADİL DEVLET VE İNSANCA YAŞAMI BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ

Bugün ülkemiz de, bölgemiz de kritik ve hassas bir süreçten geçmektedir.

Bu süreçte dışarıya karşı güçlü olmanın ilk şartı; içeride güçlü olmak, birlik ve beraberliği sağlamaktır.

Bugün Türkiye’nin bir diğer önemli problemi de kutuplaşmadır.

Bir araya gelip konuşamamaktır.

Oysa hepimiz bu ülkenin insanıyız; dertlerimizi, sıkıntılarımızı birlikte çözmemiz gerekir.

-Kutuplaşan değil, kucaklaşan bir Türkiye’yi birlikte inşa etmeliyiz.

Partilerimiz, düşüncelerimiz, çözüm yollarımız farklı olsa da;

-Birbirimizle konuşabildiğimiz ve bir masanın etrafında oturabildiğimiz gün, aşamayacağımız hiçbir engel, çözemeyeceğimiz hiçbir sorun kalmayacaktır. 

 

İnsan, Eşref-i Mahlukattır

İşte bugün, Erbakan Hocamızın vesilesiyle bir araya geldik.

İnsanın, eşref-i mahlukat olarak yaratıldığının bilincindeyiz.

Bizler; çatışma için değil, diyalog için buradayız.

Kutuplaşma için değil, kucaklaşma için buradayız.

Bizim şiarımız;

-Çifte standart değil adalettir!

-Üstünlük taslamak değil eşitliktir!

-Sömürü değil hakça paylaşımdır!

-Baskı ve tahakküm değil insan hakları ve hürriyettir!

-Şeffaflıktır, ehliyettir, liyakattir, dürüstlüktür.

-Dayatma değil uzlaşmadır.

 

Birlikteliklerin Başarı Hikayeleri

Erbakan Hocamızın hayatı, bu birlikteliklerin başarı hikayelerini anlatır.

-İlk defa 1950’lerde sadece 200 işadamı bir araya gelerek Gümüş Motor Fabrikası’nı kurdu, önünü kestiler.

-Daha sonra bütün Türkiye’de müteşebbis insanları motive etmek için Odalar Birliği Başkanlığı’na seçildi; imkan vermediler, seçimleri iptal ettiler.

-Siyasetten başka bir yol olmadığını anladığı için, kolları sıvadı; sürekli kapatılan partiler kurarak yoluna devam etti.

-Milli Nizam, hiçbir icraat göstermeden kapatıldı.

-Milli Selamet döneminde, rahmetli Ecevit’le kurduğu koalisyon İmam-Hatipleri yeniden açtı, başörtüsü problem olmadı, Hac yolu açıldı.

-Türkiye’nin ilk faizsiz bankası DESİYAB kuruldu.

-Başta TUSAŞ olmak üzere Ağır Sanayi Hamlesini gerçekleştirecek 40 şirket belirlendi.

-Kıbrıs Barış Harekatı yapıldı.

Bunca Başarının Mükafatı Maalesef 28 Şubat Oldu

-Daha  sonra Rahmetli Demirel ve Türkeş’le hükümet kuruldu. 265 fabrikanın temeli atıldı, 70’i tamamlandı. Neredeyse her ilde 2-3 tesis faaliyete başlatıldı.

-4. Demirçelik, Kayseri’de TAKSAN, Diyarbakır’da TEMSAN, Şırnak-Mazıdağı’nda Azot-Gübre Tesislerinin yanında 58 Organize Sanayi Bölgesinin kararnamesi çıkarıldı.

-Bu çabaların önü de İhtilâl ile kesildi!

-1989 ve 1994 Mahalli Seçimleri sonrasında destanlar yazıldı.

-En son 1996-1997 yıllarında Havuz Sistemi kurularak, yeni bir ekonomi anlayışı ile Denk Bütçe yapıldı.

-Memura %130 zam verildi, ayrıca çiftçinin, emeklinin, esnafın yüzünü güldüren kararlar alındı.

-Böylece Milli Gelirin adil dağılımı istikametinde adeta destan yazıldı.

-1997 Haziran’ında da D-8’ler kurularak, dış politikada yeni bir dönem başlatıldı.

-Bütün bunların mükafatı ise 28 Şubat, iki partinin kapatılması ve vesayetçi bir anlayışın başlatılması oldu!

BİZİM SİYASETİMİZ

Muhterem arkadaşlar;

-Biz Saadet Partisiyiz.. Milli Görüşçüyüz!

-Biz siyaseti makam ve mevki için, şan ve şöhret için yapmıyoruz.

-Bizim mücadelemiz Ahmet gitsin Mehmet gelsin mücadelesi değildir.

-Biz şahıslarla değil zihniyetlerle uğraşırız. Biz isimlere değil ilke ve prensiplere bakarız.

-Tıpkı Erbakan gibi bedel öderiz ama bu millete asla en ufak bir bedel ödetmeyiz.

-Hiçbir zaman kendi ikbalimiz için, milletin istikbalinden taviz vermeyiz.

-Tek arzumuz, tek derdimiz vardır;

O da bu aziz millete hizmet etmek ve Cenabı Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başta Erbakan Hocamız olmak üzere bu millete hizmet etmiş bütün büyüklerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.

Katılımınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, hayırlı günler diliyorum..” 

Hibya Haber Ajansı

Related Posts

Leave a Comment